İfade Özgürlüğü, “Yalan Haber”, Dezenformasyon ve Propaganda hakkında Ortak Bildiri

Birleşmiş Milletler (BM) Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Medya Özgürlüğü Temsilcisi, Amerikan Devletleri Örgütü (ADÖ) İfade Özgürlüğü Özel Raportörü ve Afrika İnsan ve Halkların Hakları Komisyonu (ACHPR) İfade Özgürlüğü ve Bilgiye Erişim Özel Raportörü,

ARTICLE 19’un ve Hukuk ve Demokrasi Merkezi’nin (CLD) desteğiyle bildirinin başlığında anılan hususları tartışarak;

26 Kasım 1999, 30 Kasım 2000, 20 Kasım 2001, 10 Aralık 2002, 18 Aralık 2003, 6 Aralık 2004, 21 Aralık 2005, 19 Aralık 2006, 12 Aralık 2007, 10 Aralık 2008, 15 Mayıs 2009, 3 Şubat 2010, 1 Haziran 2011, 25 Haziran 2012, 4 Mayıs 2013, 6 Mayıs 2014, 4 Mayıs 2015 ve 4 Mayıs 2016 tarihli Ortak Bildirilerimizi hatırlatarak ve yeniden onaylayarak;

Gerek Devletlerin gerekse Devlet dışı aktörlerin beslediği (bazen “sahte, yanlış” ya da “yalan haber” olarak da adlandırılan) dezenformasyon ve propagandanın geleneksel ve sosyal medyada giderek yaygın hâle geldiğini ve bunların doğrudan ya da dolaylı olarak neden olabileceği muhtelif hasarları kaydederek;

Dezenformasyon ve propagandanın, genellikle bir insan grubunu yanlış yönlendirmenin yanı sıra, ifade ve düşünce özgürlüğü haklarıyla ilgili uluslararası yasal güvenceler kapsamında korunan halkın bilgi edinme hakkına ve bireylerin her türlü bilgiyi ve fikri, sınırlara bakılmaksızın, araştırma, edinme ve iletme özgürlüğü hakkına müdahale etme amacıyla tasarlanıp yürütüldüğüne ilişkin endişeyi dile getirerek;

Dezenformasyon ve propagandanın bazı biçimlerinin, bireylerin itibarını ve özel hayatlarının gizliliğini zedeleyebileceğini veya toplumdaki  tanımlanabilir gruplara karşı şiddet, ayrımcılık ya da düşmanlığı teşvik edebileceğini vurgulayarak;

Kamu otoritelerinin, medyanın “muhalif” olduğunu ya da “yalan söylediğini” veya gizli bir siyasî gündemi olduğunu belirterek medyayı karaladığı, yıldırdığı ve tehdit ettiği ve böylece gazetecilere yönelik tehdit ve şiddet tehlikesini artırdığı durumların, halkın, kamu bekçiliği rolüne sahip gazeteciliğe duyduğu güveni ve inancı zayıflatmasından ve dezenformasyon ile bağımsız organlarca teyit edilebilir olguları içeren medya ürünleri arasındaki sınırı belirsizleştirerek kamuyu yanlış yönlendirebileceğinden dolayı endişe duyarak;

Bilgi ve fikir iletme hakkının yalnızca “doğru” beyanlarla sınırlanamayacağının, bu hakkın şok edici, hoşa gitmeyen ve rahatsız edici bilgi ve fikirleri de koruduğunun ve dezenformasyona ilişkin yasakların uluslararası insan hakları standartlarını ihlal edebileceğinin, ancak aynı zamanda bu durumun, resmî aktörlerin ya da Devlet aktörlerinin bilerek ya da taksirle yanlış açıklamalar yaymasını haklı çıkarmadığının altını çizerek;

Hem geniş çeşitlilikte bilgi ve fikir kaynaklarına hem de bunları yayma imkânlarına engelsiz erişimin ve kamusal tartışmaları kolaylaştırmanın ve toplumda fikirlerin açıkça karşı karşıya gelmesini sağlamanın yanı sıra, hükümetin ve nüfuzlu kesimlerin bekçiliğini üstlenmek bakımından da dâhil olmak üzere, çeşitlilik gösteren bir medyanın demokratik bir toplumdaki önemini vurgulayarak;

Devletlerin, geleneksel medya için giderek zorlaşan ekonomik koşullar nedeniyle baskı altına giren medya çeşitliliğini teşvik etme, koruma ve  destekleme de dâhil olmak üzere, ifade özgürlüğünü mümkün kılacak bir ortamın yaratılması hususunda pozitif yükümlülüğü olduğunu tekrar ederek;

İnternet’in ve diğer dijital teknolojilerin, dezenformasyon ve propagandanın dolaşımını kolaylaştırırken aynı zamanda bunlara yanıt verilmesini de mümkün kılan, bireylerin bilgi ve fikirlere erişim ve bunları yayma becerilerini desteklemek açısından üstlendiği dönüştürücü rolü kabul ederek;

Dijital teknolojiler vasıtasıyla ifade özgürlüğü hakkının kullanımını kolaylaştıran aracıların, insan haklarına saygı bağlamında sorumlulukları olduğunu yeniden tasdik ederek;

Bazı hükümetlerin, medya kuruluşlarının ve/veya internet sitelerinin kurulması ve işletilmesine ilişkin baskıcı kurallar koyma; gazetecilere akreditasyon reddi ve gazetecilerin siyasî gerekçelerle kovuşturulması da dâhil olmak üzere, kamusal ya da özel medya kuruluşlarının faaliyetlerine müdahale etme; hangi içeriğin yayılamayacağına ilişkin gereksiz bir şekilde kısıtlayıcı yasalar çıkarma; keyfî olağanüstü hâl uygulaması; dijital teknolojileri, erişim engeli, filtreleme, yayın bozma ve kapatma vasıtasıyla teknik denetim altına alma; aracıları, içerikleri sınırlama yönünde önlem almaya zorlayarak kontrol tedbirlerini “özelleştirme” çabaları gibi önlemler aracılığıyla muhalefete baskı uygulamaya ve kamusal iletişim kanallarını kontrol etmeye yönelik girişimlerini kınayarak;

Sivil toplum ve medyanın, kasıtlı yanlış haber, dezenformasyon ve propagandanın tespit edilmesi ve bunlarla ilgili farkındalık oluşturulması amacını taşıyan çabalarını memnuniyetle karşılayarak ve destekleyerek;

Aracıların, hukukî usule ilişkin asgari standartlara saygı göstermeyen ve/veya içeriklere erişimi ya da bu içeriklerin yayılmasını gereksiz bir şekilde kısıtlayan, doğası itibariyle şeffaf olmayan, algoritmalar ya da dijital tanıma tabanlı içerik kaldırma sistemleri gibi otomatik süreçler vasıtasıyla dijital içeriklere erişimi ya da bunların yayılmasını sınırlandırmaya yönelik aldığı bazı tedbirlerden dolayı endişe duyarak;

Aşağıdaki İfade Özgürlüğü, “Yalan Haber”, Dezenformasyon ve Propaganda hakkında Ortak Bildiri metnini 3 Mart 2017 tarihinde Viyana’da kabul etmiştir:

 

1.Genel İlkeler:

a) Devletler, ifade özgürlüğü hakkına yalnızca, uluslararası hukuk uyarınca, getirilecek kısıtlamalara yönelik testle uyumlu olması, yani kanunlarla öngörülmüş olması, uluslararası hukuk kapsamında kabul edilen meşru çıkarlardan birini gütmesi ve söz konusu çıkarı korumak için gerekli ve orantılı olması koşuluyla sınırlama getirebilir.

b) İfade özgürlüğüne, (Medeni ve Siyasî Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin Madde 20(2) bendi gereğince) ancak 1(a) bendinde belirtilen koşullarla uyumlu olması durumunda, nefretin, şiddete, ayrımcılığa ya da düşmanlığa kışkırtma şeklini alacak şekilde savunulmasını önlemek için sınırlama getirilebilir.

c) Yalnızca bir Devletin yetki alanı içine giren yayınlara değil, bir Devletin yetki alanının dışından yayın yapan medya kuruluşları ve diğer iletişim sistemlerinin yanı sıra, menşe Devlet haricindeki Devletlerdeki topluluklara ulaşanlara yönelik sınırlandırmaları da kısıtlamak amacıyla, 1(a) ve (b) bentlerinde ana hatları çizilen standartlar sınırlara bakılmaksızın geçerlidir.

d) Aracılar, ilgili içeriğe özellikle müdahale etmezlerse ya da bağımsız, tarafsız ve yetkili bir denetim organının (örneğin, mahkeme), içeriğin kaldırılmasına yönelik, hukukî usule ilişkin standartlarla uyumlu bir şekilde alınmış kararını, bu kararı yerine getirecek teknik donanıma sahip olmalarına karşın, yerine getirmeyi reddetmezlerse, üçüncü tarafların bu hizmetlerle alakalı içeriklerinden asla sorumlu tutulmamalıdırlar.

e) Bireylerin, yalnızca, aracılar vasıtasıyla, kendilerinin üretmediği ya da üretimine katkıda bulunmadığı içerikleri yaymalarından ya da desteklemelerinden dolayı sorumlu tutulmamaları için korunmalarına önem verilmelidir.

f) İnternet sitelerinin tamamının, IP adreslerinin, port’ların ya da ağ protokollerinin devlet eliyle engellenmesi, ancak bunun yasalarla öngörülmesi ve orantılı olması, ilgili çıkarın korunması için daha az kısıtlayıcı alternatif tedbirlerin bulunmaması ve hukukî usule ilişkin asgari güvencelere saygı göstermesi açısından, bir insan hakkının ya da başka bir meşru kamu çıkarının korunması için gerekli olması durumunda haklı gösterilebilecek aşırı bir tedbirdir.

g) Bir hükümet tarafından dayatılan ve son kullanıcıların üzerinde hiçbir kontrole sahip olmadığı içerik filtreleme sistemleri, ifade özgürlüğüne yönelik bir sınırlama olarak haklı gösterilemez.

h) İfade özgürlüğü hakkı “sınırlara bakılmaksızın” geçerlidir ve başka bir yetki alanı merkezli bir yayıncının sinyallerini bozmak ya da programlarının yeniden yayınlanma haklarını feshetmek, ilgili yayıncının yaydığı içeriklerin, içeriğe ilişkin meşru bir sınırlandırmayı (örneğin, 1(a) bendinde belirtilen koşulları karşılaması) ciddi ve ısrarlı bir şekilde ihlal ettiğinin bir adliye mahkemesi ya da bağımsız, yetkili ve tarafsız başka bir denetleme organı tarafından tespit edilmesi ve yayıncının bulunduğu Devletin ilgili makamlarıyla temas kurmak da dâhil olmak üzere, sorunu ele almaya yönelik diğer araçların etkisiz kaldığının açıkça gösterilmesi hâlinde meşrudur.

2. Dezenformasyon ve Propaganda ile İlgili Standartlar

a) “Yanlış haber” ya da “nesnellikten uzak bilgi” de dâhil olmak üzere, doğrulanmamış ve muğlak fikirlere dayanan bilgilerin yayılmasına yönelik genel yasaklar, 1(a) bendinde belirtilen, ifade özgürlüğünün sınırlanmasına ilişkin uluslararası standartlarla bağdaşmaz ve yürürlükten kaldırılmalıdır.

b) Hakaret suçuna ilişkin ceza hukuku yasaları haksız yere kısıtlayıcıdır ve yürürlükten kaldırılmalıdır. Yanlış ya da itibarı zedeleyici beyanlara yönelik sorumluluğa ilişkin medeni hukuk kuralları ancak sanıklara söz konusu beyanların doğruluğunu kanıtlama fırsatı verilmesi ve sanıkların bunların sahihliğini ve haklı eleştiri gibi diğer savunmaların kapsamına girdiğini ispatlayamaması durumunda meşrudur.

c) Devlet aktörleri, yanlış olduğunu bildikleri ya da makul bir şekilde bilmeleri gereken (dezenformasyon) ya da teyit edilebilir bilgileri kasıtlı olarak dikkate almayan (propaganda) beyanlarda bulunmamalı, bu beyanları teşvik etmemeli, bunlara destek vermemeli ve bu beyanları daha fazla yaymamalıdır.

d) Devlet aktörleri, ulusal ve uluslararası yasal yükümlükleri ve kamusal görevleri gereğince, ekonomi, kamu sağlığı, güvenlik ve çevre gibi, kamu yararını ilgilendiren meseleler hakkında da dâhil olmak üzere, güvenilir ve doğru bilgiler yaydıklarını temin etmek için özen göstermelidir.

3. İfade Özgürlüğü Ortamının Yaratılması:

a) Devletlerin, özgür, bağımsız ve çeşitlilik gösteren bir iletişim ortamının, özellikle de dezenformasyon ve propagandaya karşı kilit araçlardan biri olan medya çeşitliliğinin teşvik edilmesi hususunda pozitif yükümlülüğü vardır.

b) Devletler, yayıncılar için açık bir düzenleyici çerçeve oluşturmalı ve bu çerçevenin, siyasî ve ticarî müdahale ya da baskılara karşı korunan ve özgür, bağımsız ve çeşitlilik gösteren bir yayıncılık sektörünü teşvik eden bir organ eliyle denetlenmesini sağlamalıdır.

c) Devletler, tüm kamunun yararına hizmet etmek ve yüksek gazetecilik standartlarını korumak üzere açıkça yükümlü kılınan, güçlü, bağımsız ve yeterli finansmana sahip kamu hizmeti medyasının varlığını güvence altına almalıdır.

d) Devletler, medya çeşitliliğini teşvik etmek için, durumun gereklerine göre, aşağıdakilerden bazılarını ya da tamamını içerebilecek başka tedbirleri de devreye koymalıdır:

i. Çeşitlilik gösteren ve kaliteli medya içeriklerinin üretilmesini desteklemek için, sübvansiyon ya da diğer malî yardımların verilmesi veya teknik destek sağlanması;

ii. Medya sahipliğinde haksız tekelleşmeyi önleyecek kurallar; ve

iii.  Medya kuruluşlarının, sahiplik yapıları konusunda şeffaf olmalarını sağlayacak kurallar.

e) Devletler, medya okuryazarlığını ve dijital okuryazarlığı teşvik etmek amacıyla, bu konuların düzenli okul müfredatının bir parçası olarak anlatılması ve bu konulara yönelik farkındalığı artırmak için sivil toplumla ve diğer paydaşlarla işbirliği yapılması yoluyla da dâhil olmak üzere, tedbirler almalıdır.

f) Devletler, dezenformasyon ve propagandanın olumsuz etkilerinin üzerine eğilme amacıyla da dâhil olmak üzere, eşitlik, ayrımcılık karşıtlığı, kültürlerarası anlayışı ve diğer demokratik değerleri teşvik etmek için başka tedbirler almayı değerlendirmelidir.

4. Aracılar

a) Aracılar, üçüncü tarafların içeriklerini sınırlandırmak için (içerik silme ya da moderasyon gibi) yasal gereksinimlerin ötesinde önlem almayı tasarladıkları durumlarda, bu önlemleri yönlendirmek üzere açık ve önceden belirlenmiş politikalar kabul etmelidirler. Bu politikalar, ideolojik ya da siyasî saiklere değil, nesnel olarak haklı görülebilir kriterlere dayanmalıdır ve mümkün olduğu hâllerde, kullanıcılarla istişare edildikten sonra kabul edilmelidir.

b) Aracılar, kullanıcıların, hizmet şartları da dâhil olmak üzere, 4(a) bendi kapsamına giren önlemler için uygulamaya koydukları politika ve uygulamalara kolayca erişmesini ve bunları anlamasını sağlamak için, bu politika ve uygulamaların nasıl uygulandığına yönelik ayrıntılı bilgileri ve gerektiğinde, bunların açık, net ve kolay anlaşılır özetlerini ya da bunları açıklayıcı kılavuzları kullanıma sunmak da dâhil olmak üzere, etkili tedbirler almalıdır.

c) Aracılar, 4(a) bendi kapsamına giren önlemleri alırken; kullanıcıları ürettikleri, yükledikleri ya da sundukları içeriğin önleme tabi olacağı konusunda derhal bilgilendirme ve kullanıcılara, yalnızca yasal ve makul pratik kısıtlamalara tabi olacak şekilde, söz konusu önleme itiraz etme imkânı sunma, önlem almadan önce ilgili içerikle alakalı şikâyetleri kendi politikaları uyarınca dikkatle inceleme ve tedbirleri tutarlı bir şekilde uygulama da dâhil olmak üzere, hukukî usule ilişkin asgari güvencelere saygı göstermelidir.

d) Yalnızca rekabete ya da faaliyetlerine ilişkin meşru gereksinimlere tabi olacak şekilde, 4(b) bendinde belirtilen standartlar, aracıların, ya üçüncü tarafların içeriklerine ya da kendi içeriklerine yönelik olarak önlem alma amacıyla işlettikleri (algoritmik ya da diğer) tüm otomatik süreçler için de geçerlidir.

e) Aracılar, kullanıcıların gönüllülük esasına dayalı olarak başvurabilecekleri, dezenformasyon ve propagandaya yönelik uygun teknolojik çözümleri araştırma ve geliştirme çabalarına destek olmalıdırlar. Kullanıcılara bilgi ve haberlerin doğruluğunu teyit etme hizmeti sunan inisiyatiflerle işbirliği yapmalı ve fikir ve kanaat çeşitliliğini olumsuz etkilememesinin sağlanması için, reklam modellerini gözden geçirmelidirler.

5. Gazeteciler ve Medya Kuruluşları

a) Medya ve gazeteciler, ister belirli medya sektörleri düzeyinde (örneğin, basınla ilgili şikâyetleri kabul eden kurumlar) ister müstakil medya kuruluşları düzeyinde (örneğin, ombudsman ya da kamu editörlüğü) olsun, medyada yer alan doğru olmayan beyanları ele almak için tekzip hakkı ve/veya cevap hakkı tanınması da dâhil olmak üzere, haberlerde doğruluğun sağlanması için çalışılmasına ilişkin standartları da içeren, etkili öz-denetim sistemlerini, gerektiği şekilde, desteklemelidirler.

b) Medya kuruluşları, özellikle seçim dönemlerinde ve kamu yararını ilgilendiren tartışmalar söz konusu olduğunda, dezenformasyon ve propaganda içeren bilgileri eleştirel bir tavırla yayınlamayı, toplumdaki bekçilik görevleri gereğince, haber hizmetlerinin bir parçası hâline getirmeyi değerlendirmelidir.

6. Paydaş işbirliği

a) Aracılar, medya kuruluşları, sivil toplum ve akademi de dâhil olmak üzere tüm paydaşlar, dezenformasyon ve propagandanın demokrasi, ifade özgürlüğü, gazetecilik ve sivil alan üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasını ve bunlara uygun yanıtlar verilmesini sağlayacak, katılımcı ve şeffaf inisiyatifler geliştirmeleri yönünde desteklenmelidir.