Statement

Turkey: Blatant disregard for fair trial rights as Altans’ entire defence team expelled in free expression case

staff image

ARTICLE 19

14 Nov 2017

Share
Print

image

(Açıklamanın Türkçesi aşağıda yer almaktadır)

On 13 November 2017, the judge in the trial of prominent writers, Ahmet Altan, Mehmet Altan and Nazlı Ilıcak dismissed the Altans’ entire defence team in an unprecedented blow to the right to a fair trial in Turkey. The Altans, who were not present in court but observed the proceedings via video link from Silivri prison, were forced to represent themselves in a blatant violation of their right to practical and effective legal assistance.  

ARTICLE 19, PEN International, PEN Norway and Reporters Without Borders (RSF) condemn this clear violation of fair trial rights and call for their immediate release, and for all charges to be dropped.

The trial, in which the defendants are accused of “preparing the ground” for the failed coup in July 2016 on the basis of their criticism of the government, forms part of a wave of arrests and trials of thinkers, writers and journalists aiming to silence political dissent following the coup attempt.

This is the first time in 40 years as defence counsel that I have been expelled from court for trying to carry out my duty as a lawyer to defend my client,” said Ergin Cinmen, the head of the Altans’ defence team. He had argued that the defence had the right to see all of the evidence against their clients prior to the prosecutor presenting his final sentencing opinion. After his expulsion by the judge, the three other defence lawyers for the Altans were subsequently expelled from the court by the judge after requesting he recuse himself on the basis of manifest impartiality. The judge rejected their right to speak and upon their protest, ejected them from the court for the rest of the day’s hearing.

In the absence of their defence lawyers, the Altans requested their release on bail but this was once again rejected. Ilıcak's request for release was also denied. At the interim decision, the judge also admitted the Parliament of Turkey as a co-plaintiff against the journalists.

The Altans are charged with attempting to overthrow the constitution, the parliament and the government through violence or force, while the evidence presented consists of their expression. These charges are considered “catalogue crimes” in Turkey, which means that defendants are held in pre-trial detention without consideration of flight risk. The Supreme Court of Appeals of Turkey ruled in another case on 14 July 2017 that these charges require the elements of violence and force to be present and cannot consist of expression alone, without proof that the defendant had prior knowledge of the crime, in this case the coup attempt, and was acting under orders of a terrorist organisation.

In a further concerning development, the prosecutor in the case has recently been changed. “The fact that the composition of the court keeps changing is another violation of due process,” said Burhan Sönmez, Board Member of PEN International.

“The judge in the case has in his treatment of the defence counsel and the defendants consistently demonstrated his bias against them,” said Pierre Haski, President of RSF. 

The Altan brothers and Ilıcak are being tried purely on the basis of the exercise of their right to freedom of expression and must be immediately released”; said Katie Morris, Head of Europe and Central Asia Programme at ARTICLE 19, “The denial of their right to a fair trial by Turkey’s judicial system demonstrates the heavy price that Turkish journalists and writers pay for doing their work and undoubtedly has a chilling effect on expression more widely in the country”.

Ahmet and Mehmet Altan and Nazlı Ilıcak are also still subjected to extraordinary restrictions in their access to lawyers who they are only allowed to meet with once a week under surveillance.

We reiterate our call for the immediate release of Ahmet and Mehmet Altan and Nazlı Ilıcak, and for all charges to be dropped

 

Other resources on the case:

ARTICLE 19, PEN International, PEN Norway and RSF jointly intervened as third parties in the Altans and Ilicak cases before the European Court of Human Rights outlining the implications of the case for freedom of expression under the ongoing State of Emergency in Turkey.

ARTICLE 19 also submitted an expert opinion in the case at the domestic level at the opening hearing in June.

For further details please contact Sarah Clarke, Advocacy Manager on sarah.clarke@pen-international.org +44 75757 030028.

 


Türkiye: İfade özgürlüğü davasında Altanların avukatlarının salondan atılması adil yargılanma hakkının açıkça görmezden gelinmesidir

Önde gelen yazarlar Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın 13 Kasım 2017’de yapılan duruşmasında Mahkeme Başkanı, Türkiye’de adil yargılanma hakkına daha önce hiç görülmemiş bir darbe vurarak, Altanların savunma ekibini mahkeme salonu dışına çıkardı. Salonda bulunmayan ve duruşmaya Silivri Cezaevi’nden SEBGİS’le bağlanan Altanlar, pratik ve etkili hukuki yardım haklarının açık bir ihlali olacak şekilde kendilerini savunmak zorunda kaldı. 

ARTICLE 19, Uluslararası PEN, PEN Norveç ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) adil yargılama haklarının bu açık ihlalini kınarken, gazetecilerin derhal salıverilmesi ve suçlamaların düşürülmesi çağrısında bulunuyor.

Şüphelilerin, hükümete yönelik eleştirileri temelinde Temmuz 2016’daki darbe girişimine “zemin hazırlamak” suçlamasıyla yargılandığı dava, darbe girişimi sonrasında muhalif siyasi görüşleri susturmaya yönelik olarak başlatılan ve birçok düşünür, yazar ve gazetecinin tutuklandığı ve yargılandığı bir sürecin bir parçası. 

Altanların savunma ekibinin başındaki Ergin Cinmen, “Bir savunma avukatı olarak çalıştığım 40 yıldır ilk defa müvekkilimi savunma görevimi yerime getirmeye çalıştığım için bir duruşmadan atılıyorum” dedi.  Cinmen, savcı mütalaa vermeden önce savunmanın ortaya koyacağı delillerin de gözden geçirilmesinin savunmanın hakkı olduğunu belirtmişti. Cinmen’in ardından redd-i hakim talebinde bulunan ve Altanları temsil eden üç avukat daha duruşma salonundan atıldı. Avukatlara söz hakkı vermeyen hakim, bu  duruma karşı çıkmaları üzerine duruşma sonuna kadar avukatları dışarı çıkardı.

Avukatlarının yokluğunda Altanların yaptığı tahliye talebiyse bir kez daha reddedildi. Ilıcak’ın tahliye istemi de aynı şekilde reddedildi. Ara kararında mahkeme, Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) de davaya müdahil olma hakkı tanıdı.

Altanlar, cebir ve şiddet kullanarak “Anayasal düzeni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini” ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs ” suçlamalarıyla yargılanıyor, ancak suçlamalara dayanak olarak sadece ifadeleri gösteriliyor. Türkiye’de bu tür suçlar, kaçma şüphesi olup olmadığına bakılmaksızın sanıkların tutuklu olarak yargılandığı “katalog suçlar” olarak tanımlanıyor. 14 Temmuz 2017 tarihli başka bir davada verilmiş bir Yargıtay kararı, darbe suçunun mutlaka “cebir ve şiddet” fiillerinin mevcudiyetini içermesi gerektiğini ve temelinin yalnızca ifadelerden oluşamayacağını, darbe teşebbüsünün önceden bilinmesi gerektiğini ve terör suçlamaları için terör örgütünden emirler olduğuna dair somut delil olması gerektiğini söyledi.

Endişe verici bir diğer gelişme ise, duruşma savcısının yakın zamanda değişmiş olması. Uluslararası PEN yazarlar örgütü genel kurul üyesi Burhan Sönmez: “Mahkemenin yapısının değişip durması da hukuki kuralların başka bir ihlal ” dedi.

RSF Başkanı Pierre Haski, “Mahkeme başkanı savunma avukatlarına ve sanıklara davranışlarıyla onlara karşı önyargılı olduğunu tutarlı bir şekilde gösterdi” dedi.

Altan kardeşler ve Ilıcak yalnızca ifade özgürlüğü haklarını kullandıkları için yargılanmaktadır ve derhal bırakılmaları gerekir” ifadelerini kullanan ARTICLE 19 Avrupa ve Orta Asya Programları Başkanı Katie Morris, “Türkiye’nin yargı sisteminin adli yargılama hakkını tanımaması, Türkiyeli gazeteci ve yazarların işlerini yapmak için ödediği ağır bedeli gösterirken, aynı zamanda ülkede daha genel anlamda ifade özgürlüğünü sekteye uğratıyor” dedi.

Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak hala olağanüstü avukat görüşü kısıtlamalarına tâbi olup, avukatlarıyla haftada yalnızca bir saat gözetim altında görüşebiliyorlar.

Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak’ın derhal bırakılması ve suçlamaların düşürülmesi çağrımızı yineliyoruz.

Bu davayla ilgili diğer kaynaklar:

ARTICLE 19, Uluslararası PEN, PEN Norveç ve RSF Altan kardeşler ve Ilıcak’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki (AİHM) davalarına üçüncü taraf müdahiller olarak, Türkiye’de devam eden Olağanüstü Hal’in ifade özgürlüğü açısından sonuçlar konusunda mütalaa verdi.

ARTICLE 19 aynı zamanda bu davanın Haziran ayında gerçekleşen duruşmasında bir uzman mütalaası sundu.